Archive for the ‘Abdullah Kavaklı’ Tag

Soba…

Ocak sönüyor, ateş kül oluyor.
Annenin saçları beyaz,
Anne saçlarını yoluyor.
Ateşin içinde gül açar, servi büyür, ardıç büyür, çocuk büyür.
Ocak sönüyor, ateş kül oluyor,
Anne ruhunda ruhuma eğiliyor…
(Sezai Karakoç Pişmanlık ve Çileler-3, 1952, Güz) Devamı »

Mektup

Nasıl başlanır bilmem ki, küçüklerin ellerinden büyüklerin gözlerinden… Bu şekilde ilk kim başladı bunu merak ediyorum aslında, kim koydu bu kalıpları, cep telefonunun kalıp mesajları gibi geliyor, canım babama, eşime, sevdiğime, sende! Her güzelin çirkin bir tarafıyla neden uğraşıyorsun? Bir soru olabilir. Yıllardır bazen, en samimi duyguların en acemice dökülen tarafı oldu mektuplar. Nazan Bekiroğlunun hocasıyla yazdıklarını bana bırakır mı dediğim bir soruydu, beni duyar mı buradan? Aslında en güzel ben sahip çıkardım onlara… Benim de özenip, benim de beni duyun dediğim insanlarla yazıştığım, bembeyaz kağıtların üzerine mürekkepli göz yaşımı döktüğüm satırlar, yani mektuplarım. Şu an kimlerin elindeler bilmiyorum, hocalarım, arkadaşlarım, dostlarım, sevdiğim… Neden varolduklarını bilmediğim bir çok insana ulaştı, ben kıymetini bilip sandıklara taşıdım bana gelenleri, çoçukça, bir mor renge adanmış hayatımın izlerini taşıdılar, neden var olduklarını söyleyemeyeceğim bile.

Devamı »

Ölüm Manifestosu…

Çoktandır kalbim ölmeyi diliyordu. Anladı ki bu dünyada sevgi ile yaşayanların, yani kalbi olanların yeri yok. Ölmeliler onlar, kalplerini sevgiyle doldurup en iyi silahın bu olduğunu zanneden aptallar’dır kazaen. Oysa dünyayı sevebilirdim. İnadına aşkın da bir şey olduğunu ona tutunmanın edepten geçtiğini, yalnızlık değil birliğin anlamının bunda sorgulandığını ve bir sürü kelamı yeniden hatmettim. İsyana sürüklendiğim zamanlar ellerimde ne var sorusunun bahtsız ve cümlesiz kalan kısmı.

Ben kalbimin sürgün edilişlerini yaşadım, soğuk duvarların arasında yalnız kaldım seslenişinde en iyi dostum şiir ve yaşanamayan onlarca şeyi kaleme aldığım hikayeler, bana hiçbir şey kazandırmıyor artık, yürekten çıkan cümlelere ihtiyacım yok, inadına yıllardır sakladığım gizlediğim, bazen arkasına sığındığım şeye yani akla döndüm, kalbimi öldürüyorum.

Bunu bir ayin sayabilirsiniz, bundan sonra sırlarını ciltli kitaplar halinde sizlere sunamayacağım için de üzgünüm, üzgünüm, eğlendiğiniz şeyin ölmesi sizin de canınızı acıtacak. Oysa şimdi bile yüzlerce şiirsel devinimlerle yazmaya kalkıştığım şey ne kadar boş ve anlamsızsa meğerse yüreğimde o kadar anlamsız ve cesaretsizmiş. Ölmemi istiyordunuz, sevmememi… Kalbimi öldürüyorum.

İstediğinizi size vermemek için çok uğraştım, yüzlerce yenilgi yaşadım, hepsinden İsa gibi bir güzellik payı çıkardım. Olmuyor artık, ne bir şiir geçiyor içimden ne de bir sevgi sözü…

Alın yüreğimde sizin olsun…