11.12.09

Alınyazısı Saati….

Yazı kategorisi: deneme 5:55 yazan: Abdullah Kavaklı

Bütün dünya mahkûm gibi

 Yalnız sen hürsün sabah yıldızı

 Bizim zincirle bağlı her yanımız kolumuz kanadımız

 Yalnız sen özgürsün sabah yıldızı

 Güneş bile lekelenmiş

 Yerden yükselen dumanlarla

 Ay paslanmış

 Geceden sisler ve puslarla

 Yalnız sen saf lekesiz ve mâsum

 Yalnız sen tertemiz

 Gecenin eremediği

 Gündüzden önce ulaşan

 Kendi gönül sırrına

 Ve günün soluğuyla sararmayan

 Parçalanmaz aydınlık

 Ve bölünmez ışık

 Alınyazımızın tek ak noktası gibi parlayan

 Sabah yıldızı

 Bütün gece uykusuz kalsam

 Bütün ömür susuz kalsam

 Ne çıkar

 Seni görürüm mutlak

 Sabaha doğru

 Sabah namazı Senin kanatlarındır

 İnsanı götüren

 Hür ve aydınlık ufuklara doğru

 Yıldızlar çekilir

 Ve güneş erteler doğmasını

 Ve sana kalır

 Zaptedilmez öz vatan gibi Gökyüzü

 Ve sabah rüzgârı

 Hafif hafif siler Gözünde birikmiş yaşları

 Kadifeden görünmez ellerle

 Neden ağladın bu gece Ve dün gece

 Ve neden ağladın evvelki gece

 Neden söyle Sabah yıldızı

 Bırak Beyrut’a ben ağlayayım

 Altmış bin ölü verdi Daha dün Kardeş kardeşe

 Ve Irak’ın ve İran’ın Canım şehirlerine ağlayayım

 Ölen kadınlarına ve çocuklarına ağlayayım

 Avrupa’dan Rusya’dan Amerika’dan

 Kan pahasına alınmış

 Ölüm kusan silâhlarla

 Bir kalp duracaksa

 Acıdan ve ıstıraptan

 O benim kalbim olsun Senin kalbin değil Sabah yıldızı

 Ağlama ve dayan sabah yıldızı

 Kalbin durabilir sonra

 Bunca acı ve ıstırap levhası karşısında

 Oysa sen daha çok lâzımsın

 Sabah uyanan insanlara

 Tanrı’nın bütün mâsum yaratıklarına

 Gülümsemen gerek

 Hatırlatman gerek onlara

 Yüzyıllarca belki bin yıllarca

 Mâsumluğun var olduğunu

 Umut gibi ışı

 Ezan gibi uzan her sabah

 Ve rüyasına sız Uyuyan o çocuğun

 Bir kalp duracaksa O benim kalbim olsun

 Sınırları belli insan ömrünün çünkü

 Ama senin yaşını

 Ölüm saatini kim bilebilir Şanı yüce Tanrı’dan başka

 Sezai Karakoç ,Gün Doğmadan

Yorum Yapın