07.19.09

Mutluluk…

Yazı kategorisi: deneme 9:18 yazan: Abdullah Kavaklı

Hiç ilaçlarla mutlu oldunuz mu? Ya da en yakınınızı kaybettiğiniz zaman ne kadar acı çektiniz, yüzünüzde aptalca bir gülümsemeyle sokaklarda anlamsız ne kadar dolaştınız. Ne eksik diye kaç defa sorupta kendinize cevap alamadınız. Bir dost eline tutunmaktan başka çareniz kalmadıysa ne yapabilirsiniz ki? Depresyon melankoli, mutluluk dediğin nedir ki, sadece bir ilaç ya da sadece uyuşmak ve uyumak için içilen bir bitki çayı, mutluluk kimine göre nasıl değişir bilmiyorum. Bazıları da inadına mutlu olmamak için çırpınırlar, uzakta kalan her zaman daha değerli olur, anlamsız olan belki de, sen de bilirsin ki en büyük aptallığındır ona sahip çıkmak, hala seviyor olmak. ama dönemezsin, bırakamazsın da, lilinin ölüm bayrağı bir gece çekilmiştir, lili ne kadar Allahınsa ekmekte o kadar Allahındır, oysa kaç lili daha vardır dışarıda, ama bakamayacak kadar kör olmuşsundur,aydınlık, ona bakınca değerli olur, koskocaman aydınlık, onunla olunca fenerin en yakınına sonra arkasına geçince birden karanlığa döner. Mutluluğu öyle hayal etmişsindir, güllerle dolu bir bahçede, sevda, inadına dünyaya karşı birbirine tutunan aşıklar ya da her yeri kız kulesinin önü yapıp, her bankta yanyana aynı aşkı yaşamak, bütün zorluklara göğüs germek ve bütün güzel günlerin, etrafın dünyanın ve gezmenin tadını çıkarmak, çok sonra anlarsın ki, sevmeniin ulvi bir tarafı da yoktur, dünyadaki yalnızlığı gidermek için Tanrıca sevmeyi dilersin, sadece bu. Ki sevmek kimi zaman rezilce korkuludur. O korkuyu defalarca yaşarsın, kendinden nefret eder kendine olan güvenini kaybedersin, oysa saadece mutlu olmaktan çok mutlu edebilmeyi istemişsindir
Ben yüreğimi, içimi değiştirmedim, ama insanları kalıplara sokan bu aptal dünya özgürlüğü de kendine benzetti. Bir sokağın ortasında, tanzimat sonrası aydınlarının giyindiği gibi, fikri de onların yolunda bilmek, ve vatan sevdalısı olmak, memleketini insanını sevmek, garbı da şarkı da kendince anlamak, dahası jilet gibi ütülü bir pantolonun içinde anadolulu olmak… Benim rüyamdı bu… Pancere kenarında menekşelerle ve bir sedirin üstünde, bir ud rüyası, bir bağlama sevdası, karşındakine insanca muammele etmek, zengin de olsan şımarmamak. Köylü küçük bir çocuğun burnunu silen Vali hanımı gibi..
Hayat bir yavrukuşu elimizden aldı, büyütemeden öldü sayıp yolumuza devam ediyoruz.
Liliyi bekliyorum, ben ölmeden inşallah karşıma bir lili çıkar…

1 Yorum »

  1. çiğdem demiş,

    Ben yüreğimi, içimi değiştirmedim, ama insanları kalıplara sokan bu aptal dünya özgürlüğü de kendine benzetti…

    Negüzel yazmışsınız..Ne güzel anlatmışsınız..


Yorum Yapın