Posted by: Abdullah Kavaklı | 7:08

Nakkaşın yazılmadık hikayesine dair…

Yazıcı öldüğü zannettiği nakkaşın saçlarına dokunmak istedi. Ellerini ölümün soğukluğundan mıdır, nedir, dokunduramadı nakkaşa, oysa kaç kez ölümü yaşamış, kaç kez ölenleri görmüştü.

Kelama yakışmayan kendisini son kez olsun kelama yakıştırabilmek için oracıkta nakkaşın başı ucunda, nakkaşın göğsünde taşıdığı kağıt tomarı aldı ve sen artık bu sayfalara nakşedemeyeceksen son kez olsun ben kendi karalığımı bulaştırayım bu sayfalara dedi.

Tamamını Okuyun…

Posted by: Abdullah Kavaklı | 3:45

Bir vos hikayesi…

Bir vos hikayesi…

Klasik cümleleri uzakta bırakmak ve herkesin hayatından farklı ve herkesten farklı olmak ne kadar zordur. Bir Pazar sabahı, güneşli gökyüzü, uyku… Yatak soğumaya bırakılmış, kahvaltı öncesi bir fincan baba kahvesi ve bundan önemlisi yılda birkaç kez yaşanabilen piknik hazırlığı…

Tamamını Okuyun…

Posted by: Abdullah Kavaklı | 10:04

Matbaa

Matbaa

Ben on sekizinci asrın başlarında bir matbaa makinesiyim. Matbaa makinesi ne demek bilen var mıdır ya da ben kendimi ve benden çıkmış olan eserlerin sırrını aşikar edecekken beni merak eden kaç kişi olur bilemem. Okunmamaktan da korkmuyorum zaten; beni yüzlerce defa okumuşlardır, siz okumasanız bile. Sadece eskiden bahsedeceğim. Ve mürekkebi hep siyah bulanlara biraz dokunacağım da… Ama kimseyi kırmak değil niyetim inanın.

Tamamını Okuyun…

Posted by: Abdullah Kavaklı | 9:17

Seyyah ve iki nehir

                                                                                                                                                                  “Tahammül mülkünü yıktın Hülagu Han mısın kafir,                                                                                                                                                                    Aman dünyayı yaktın, ateş-i suzan msın kafir?”

Giriş cümlelerimi ve koyduğum başlıkları çoğu zaman beğenemem, yazıya başlarken alnımdan ter akar, bazen ne yazacağımı şaşırır elim ayağım dolanarak yazmaya başlarım ama, artık kelimeler oturup da kalem ellerimden bir Ab-ı Hayat gibi aktığında dünyanın en mesut insanlarındanımdır artık. İbni Batuta hakkında yazılacak şeylerin ellerimde çoğaldığını hissettiğimde ve konunun da maveraünnehir olması sebebiyle ne başlık bulmakta ne de yazacağım şeyleri toparlamakta güçlük çektim.

Tamamını Okuyun…

Eski Gönderiler »

Kategoriler